KUANTUM KAVRAMSAL BİLİNÇ

En son güncellendiği tarih: 26 Kas 2018


Buharla çalışan bir makinede basınçlı buhar bir kuvvet, makinenin kendisi ise kuvveti

sınırlayan bir form-bir biçimdir. Nehir yatağı bir nehrin belli bir yol izleyerek yerçekimi etkisiyle aşağı doğru akmasını sağlayan bir form-bir biçimdir. Duvar, bir bahçeye girmemizi engelleyen bir form-bir biçimdir. Bir politikacı yeni bir yasa oluşturmak veya mevcut bir yasayı değiştirmek isterse, politikacının bu isteğini sınırlayan anayasa bir form-bir biçimdir. Suyun şeklini belirleyen su kabı bir form-bir biçimdir. Yer çekimi kuvvetiyle aşağı düşmekte olan bir taşın ivmesi kuvvetin taşın kütlesine oranı ile sınırlıdır. Bu oran bir form-bir biçimdir. Bir futbol takımının maç kazanma arzusu futbolun kurallarıyla sınırlıdır. Futbol kuralları bir form-bir biçimdir. Vitrinde teşhir edilen bir malı satın alabilmek için gerekli para bir form-bir biçimdir.

Bankada hesap açtırabilmek için bir form doldurmak ve imzalamak gerekir. Form

doldurulmadan ve imzalanmadan bankada hesap açılamaz. Banka formu bir form-bir

biçimdir. Bir üniversite diplomasına sahip olabilmek için belli bir ders programını tamamlamak şarttır. Aksi takdirde üniversite diploma vermez. Ders programı bir form-bir biçimdir.


Aslında tüm bu örneklerde mecazi benzerlikler gösteren iki değişik husus yer almaktadır. Belli bir doğa yasasına bağımlı olarak belirgin olan doğal fiziksel süreçler ile, belirgin olmayan ve doğrudan tanımlanamayan istek ve arzular. Bir başka deyimle, Doğada değişimlere neden olan fiziksel kuvvetlerle, kendimizi ve çevremizi değiştiren psikolojik kuvvetler. Bütün bu örneklerde değişime neden olan bir kuvvet vardır. Ayrıca, değişimin belli bir şekilde olması gereğini öngören bir form-bir biçim vardır.



Benzer şekilde, fiziksel dünya yasalarının belirlediği formlar ile, insanların kendilerinin

tasarladığı formlar vardır. Bunlarda aynı kaynaktan çıkarlar. Bu kaynak bilinçtir. Bilinç, şaşırtıcı bir olgudur. Herşeyden önce bilinç, birşeyle veya beraberce bilmek, karşılaştırma yapabilmek anlamında iki karşıt elemanı içerir. Bizler, varlığı ancak yoklukla karşılaştırarak bir şeyin var olduğunu belirtiriz. Bir nesne vardır, çünkü aynı anda yok olmadığı için vardır. O nesne yok olsaydı, var olmayacaktı. Kısaca, bir nesnenin var olması hakkında bilinç sahibi olabilmenin yolu, o nesnenin aynı anda yok olmadığı hakkında karşılaştırma yapabilme yeteneğimize bağlıdır. Şayet bir nesne için yok olmak imkansız olsaydı, onun varlığı hakkında bilinç sahibi olamayacaktık. Bir başka deyişle, eğer hiç gece olmasaydı, gündüzün bilincine

aynı şekilde, eğer hiç gölge olmasaydı, ışığın bilincine varamayacaktık. Kısaca karşılaştırma yapamasaydık bilinçlide olamayacaktık. Bu nedenle, dünyada var olan bir çok görüngü ve olay hakkında karşılaştırma yapabilmek yeteneğine sahip olamadığımız için bu görüngü ve olayların farkına varamıyoruz. Olumsuzlaşma yoluyla olumlama yapabiliyor, kabul ediyor ve onaylıyoruz. Bilimsel alanda ise, bu işi, bir şeyi, bir olguyu, elimine ederek, hariç tutarak, atarak, yapıyoruz.


Bilinç yalnızca karşılaştırma yoluyla varolup, olumlama sadece olumsuzlaşma yoluyla hasıl

olur. Değişik zaman dilimleri içinde, farklı şekillerde, bilinçli olduğumuzu sanırız. Bazen

üzüntülü, bazen neşeli, bir başka zaman kararsız, yılgın, mutlu veya mutsuz olabilir ve bunun

farkında bile olmayabiliriz. Bunların tümü varolmamızla ilgili hususlardır. Kendimizi iyi

hissettiğimiz, üzüntülü olmadığımız zaman, mutluyuzdur. Bu sanki, bir denizi dalga ve

köpüklerine bakarak tanımlamaya benzer. Benzer şekilde bilinci tanımlamak istersek, genelde, tanımlamak için açtığımız kapıdan geri döneriz. Bilinç algılamaları için, düşünceler, hisler, inançlar, arzular, istekler ve benzerleri gibi, birçok kelime kullanırız. Bu algılamaların nedeni olan bilinç durumları içinse, kullanabileceğimiz çok az kelime vardır. Gerek fiziksel, gerekse psikolojik olsun, daima bir ilk neden vardır ve bu ilk neden karşımıza bilinç olarak çıkar.


Kaballistik düşünsel sistemde “evrenin gizleri ve yaşamın ilkeleri” konusunda, spiritüel ve fiziksel yasaları birleştiren ve bütün öğretilerin ana kaynağı olan, saklı (gizli) nitelikli bir bilge (akıl ve hikmet) öngörülür. Saklı olan, gizlenmiş olan (akıl ve hikmet) nedir? Nerede’dir? Kabalistler, akıl ve hikmet’i, evreni dolduran ilahi bir yasa olarak algılayıp, şifreli bir kelimeyle; IŞIK (NUR) olarak nitelendirirler. Biz faniler için, varlığın özü olup, evren ışıkla, nurla doludur denir. Peki, o halde, ebedi mutluluğumuzun önündeki engel nedir?



Bu dünyada fani olan bizler perdenin bir yanında, Işık (nur), akıl ve hikmet ise öbür yanındadır. Perde %1’i geri kalan %99’dan ayırır.



Biz fanilerin dünyasında olaylar, aniden ve genellikle bilinen bir nedene bağlı olmaksızın,

kaotik olarak, ortaya çıkarlar. Olaylara, nedenleri hk.da derin bir bilgi sahibi olmadan veya

davranışımızın sonuçlarını düşünmeden, gayri ihtiyari bir tepki veririz. Çoğu kez bu tepkimiz,

tamamiyle yanlıştır. Tam anlamıyla karanlıktayızdır. Aydınlık perdenin öbür tarafında %99’luk

kısımdadır. Orada, sonsuz bilgi, akıl ve hikmet, spiritüel aydınlanma bizleri kucaklar. %99’luk

kısımda, fiziksel dünyanın başlangıcı olan ve bizler ancak perdenin öbür yanına geçerken,

mekan-zaman bileşeninde ve oluşan madde sürecinde bizlere görünen, külli-Tek bulunur.

%1’lik karanlıktan,madde dünyasından, nesne dünyasından. perdenin öbür yanına, %99’luk aydınlığa geçebilmek için perdeyi nasıl kaldıracağız? Bilinç bu konuda bize yardımcı olabilir mi? Bilimsel açıdan, %99’luk kısmın ne olduğunu nasıl bilebileceğiz? Bilinçlenmiş akıllarımızı, perdenin arka yüzündeki akıl ve hikmet’le nasıl ilişkilendireceğiz? Perdenin doğası nedir? %99’luk kısım düşüncelerimizi ve hislerimizi nasıl etkilemektedir? Bilinç’le ilişkisi var mıdır? Varsa, nasıl olmaktadır?



Bilinç’i anlayabilmek için, herşeyden önce gerçekliliği, içinde yaşadığımız evreni, irdelememiz

gerekmektedir. Bilim yüzyıllardır bu konuyu araştırmaktadır. Bilimin geldiği noktada iki

dünya’nın varlığından söz edebiliriz. Bunlar klasik ve kuantum dünyalarıdır. Klasik bir dünya’da yaşıyor ve onun kurallarına uyduğumuzu sanıyoruz. Bu dünyada her şeyin kesin bir biçimi, yeri ve maddesi vardır. Taşlar, ağaçlar, yıldızlar gibi, belirgindirler. Oysa öte yanda, çok küçük boyutlu kuantum dünyasında, atom ve onun daha alt elementel parçacıklarının, elektronların dünyasında belirginlik yoktur; herşey bir başka gariptir.





Bu bir dolanıklılık düzeyidir. Dolanıklık olayını algılayabilmek için, bir foton kaynağından yayımlanan bir fotonu, yarı saydam bir aynaya yönlendirdiğimizi varsayalım.




Bu durumda sistem her iki olsılığıda içeren dolanık durumdadır. Eğer bu durumu deneyle ölçmek ister ve A ile B konumlarına foton algılayıcı iki dedektör yerleştirip, fotonun konumunu ölçersek, Ölçüm yapıldığı anda, Kuantum Fiziksel sistemin tanımı, aniden tek konumlu duruma dönüşerek çöker.



Olası durumları kapsayan sonuç uzayında ise, muhtemel dolanıklık sonuçlarını irdeleyen

durum vektörü, sonuç uzayının eksenlerinden birine dolaylı olarak indirgenmiş olur.



Bilim, bu gün dahi, kuantum dünyası ile ilgili çok az şey bilmektedir. Buna rağmen, daha

şimdiden, perdenin ayırdığı, %99’luk kısmın, kuantum dünyası tarafından belirlenebileceğini

anlamış bulunuyoruz. Klasik dünya ile kuantum dünyası arasındaki perde, bir yerde,

Schöredinger dalga fonksiyonunun çökmesidir.


45 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

DANTE 515 (5-1-5) ŞİFRESİ

Dante’nin 5,1 ve 5 sayılarından oluşan gizemli 5-1-5 şifresi, ilkin Dante Alighieri'nin 14. yüzyıldaki (1320 yılında) epik şiiri İlahi Komedi’sindeki eski Roma şairi Virgil'in rehberliğinde, Dante'ni

PASKAL ÜÇGENİ-BÜYÜK TETRAKTİS

Bir Pascal üçgeni uygulaması olan büyük tetraktis sembolizmi asal sayılar kavramı üzerinden uzayın 4 boyutlu kavramını, 3 boyutlu kavramıyla örtüştüren, kaostan düzene geçişin veya düzensizlik içinde

OKÜLT GEOMETRİ-GEOMETRİNİN KUTSALLIĞI

Kutsal Geometri, Gnostik Hıristiyanlık, Gizemli Dinler, Kutsal yazılar, Kabala, Simya gibi arkaik ve metafizik bilimlerin gizlenmiş kodlarının kilidini sembolik olarak açan olağanüstü güçlü bir anahta

 © 2018 by Yüksel İnel / All rights reserved